Üsküdar Postası Gazetesi - Üsküdar yerel haberlerini ve güncel olayları gazetemizden takip edebilirsiniz...

Berberlere Zorunlu Pazar Tatili

Üsküdar Belediyesi, İstanbul Erkek Berberleri Odası'nın talebi ile Pazar günü 'berberlerin kapatılmasını' kararlaştırdı....

Üsküdar Belediyesinden Önemli Duyuru..

Üsküdar Belediyesi, meteorolojinin tahminlerine dayanılarak beklenen aşırı yağışlar için bir dizi önlem aldı....

Üsküdar Belediyesi'nin 2017 yılı bütçesi onaylandı...

Üsküdar Belediyesi 2017 yılı bütçesi, belediye meclisinde görüşülerek oy çokluğuyla kabul edildi....

Üskürdar'da bir tarih kül oldu

Üsküdar Beylerbeyi 'nde, koruma altındaki tarihi bir binada bilinmeyen bir sebeple yangın çıktı....

Diyanet Vakfı Üsküdar'da üniversite kurdu...

Türkiye Diyanet Vakfı, "İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi"ni kurdu....

Kız Kulesi Üzerinde Muhteşem Gösteri

Akrobasi pilotu Murat Öztürk tarihi Kız Kulesi üzerinde insansız hava aracı yarışması için ''davet uçuşu'' yaptı....

Mahalle Sayısı 36'ya Düştü

Üsküdar Belediye Meclisinin aldığı 54 mahallenin birleştirilerek 36'ya düşürülmesi kararı ilçe gündemine bomba gibi düşt...

'DERİN DEVLET'Lİ BOMBA

Üsküdar Salacak Sahili'ndeki Bir Büfenin Yanına Bırakılan İçinde Bomba Süsü Verilmiş Düzenek Bulunan Çanta, Korku ve Pan...

Mihrimah Sultan Camii restore ediliyor

Mihrimah Sultan Camii, Vakıflar 2. Bölge Genel Müdürlüğü tarafından restore ediliyor...

Başkan Kara, şantiyede inceleme yaptı

Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, Üsküdar Meydanı'ndaki trafiği çözecek olan deniz üzerinden yol......
 

Cemil Molla Köşkü hakkında bilinmeyeler

Cemil Molla Köşkü hakkında bilinmeyeler
Cemil Molla Köşkü, tartışmasız Boğaz'ın en değerli, en güzel, en özgün köşklerinden biri.
Tarih : 15 Ocak 2012, 14:20
Kategori : Üsküdar
Yazı Boyutu : 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Beyaz köşkte saz bitince söz başlardı
Birinci Boğaz Köprüsü'nden Anadolu yakasına geçerken Kuzguncuk'a doğru her bakışta o bembeyaz kuleli köşke hayran kalmamak elde değil. Sultan Abdülhamid'in Adliye Nazırı Üryanizade Cemil Molla, padişahın gözdesi, yakın dostu, satranç arkadaşıydı. Cemil Molla yıldızlı yaz gecelerinde kolunda tiril tiril ipek elbisesiyle eşi Emine Hanım olduğu halde köşkün korusunun içinde gezintilere çıkardı. Üç beş adım arkada ailenin falcısı Cinci Hoca, çocukların özel muallimleri, İngiliz, Fransız mürebbiyeler, kalfalar, halayıklar olurdu. Cemil Molla bu geleneksel gezintiden önce muhtemelen Sultan Abdülhamid'le satranç oynamışlar, sohbet etmişler; Cemil Molla Beylerbeyi Sarayı'ndan köşke bağlanan tüneli geçip eve gelmiş; 38 kişilik ailesiyle ince bir zevkin ürünü sofrada akşam yemeğini yemişlerdi.

Sarayda ne varsa köşkte de var...
Cemil Molla, Şeyhülislam Üryanizade Ahmet Esad Efendi'nin torunu, şair Celaleddin Süleyman Bey'in oğluydu. Köşkün bulunduğu Kuzguncuk sırtları dedesi Şeyhülislam Ahmet Esat Efendi'ye, padişah tarafından sevgi nişanesi olarak verilmişti. Dedesi de günümüzde 'Cemil Molla Yalısı' adını taşıyan binanın bulunduğu yerde bir Osmanlı yalısı yaptırmıştı. Dedesinin yalısı yanınca, Cemil Molla 22 yaşındayken kendi köşkünün inşasına başlamıştı. Osmanlı'nın köklü bilgi ve görgüsüne alafrangayı katmış, bu çerçevede tarihi bir eser yaratmak istemişti. Sadece oturulacak bir ev peşinde değildi. 1885'te İtalyan- Ermeni kırması mimar Alberti'ye yaptırmıştı köşkü. Elektrik ve kalorifer sadece Yıldız Sarayı'nda vardı o yıllarda. Çünkü Abdülhamid yasaklamıştı başka bir yerde ve evde kullanımını. Ama Molla bu yasağı dinlememiş, Yıldız Sarayı gibi dizel motorla aydınlanan, kaloriferle ısınan, hatta telefonu da olan bir köşk yaptırmıştı.

Cemil Molla Köşkü, tartışmasız Boğaz'ın en değerli, en güzel, en özgün köşklerinden biri.

Şenlikli geceler olurdu
Molla ve köşk ahalisinin bahçedeki gezintisi sürerken içeride köşkün ışıkları ışıl ışıl yanıyordu. Gezi bitecek birazdan içeri girilecek, beyaz köşkten piyano, ud, tambur sesleri yükselecekti. Her türlü müziğe yer vardı bu köşkte. Cemil Molla'nın köşkte kurduğu şenlikli, cümbüşlü havanın tadı bambaşkaydı. Müzik biter şiir başlardı. Baudelaire, Hugo, Fuzuli, Gazali ezbere bilinirdi. Şiirleri ezbere okumak köşkün geleneğiydi. Cemil Molla dönemin en ünlü entelektüellerindendi. Bu beyaz köşkte şiirsel bir dünya kurmuştu. Akşamları çevredeki yalı sahipleri, paşa çocukları, zaman zaman Göksu sefasından dönen şen dullar, kumarbaz büyük hanımlar beyaz köşkün nimetlerinden nasiplerini almak için kapıda belirirdi. Davete gerek yoktu, Molla'nın evinde her akşam cümbüş vardı. Müzik bitince sabahlara kadar poker, satranç, briç gırla giderdi. Köşkte sohbetler bitmezdi. Bazen Fransızca bir sözcüğün anlamından kıyamet kopardı. Köşk ahalisinden o gün şehre inenin anlattığı hikayeler ise merakla beklenirdi. İlgi çekmek ve eğlendirmek için hikayelerin abartıldığı da görülmemiş değildi. Köşk ahalisi bilirdi abartıldığını ama aldırmadan büyük bir keyifle dinlerdi. Deniz kenarına dedesi Şeyhülislam Ahmet Esat Efendi tarafından yaptırılan mescitte zaman zaman namazı da Molla bizzat kıldırırdı. Cemil Molla'nın 4 çocuğu vardı. Mürebbiyeler tarafından eğitilen köşkün çocukları için eğitim esastı. Türkçe'den önce Fransızca, saklambaçtan önce solfej öğrenirler, 10 yaşına basmadan Kuran'ı Kerim'i hatmederlerdi. Piyano, ud çalarlardı. Mürebbiyelerin elinden kurtulurlarsa akşam cümbüşe onlar da katılırlar kimse fark bile etmezdi.

Veda vakti gelince...
Bir sanat eseri değil sadece, bir kültür tarihi de olan bu beyaz köşkte Cemil Molla en son küçük kızına dillere destan bir düğün yapar. Molla 1940'ların sonunda vefat edince köşktekiler zor durumda kalır. Artık elektrikler bütün gece açık bırakılmaz, kaloriferler arada bir kapatılır. Borçlar birikince Emniyet Sandığı köşke el koyar. Molla'nın kalabalık ailesi köşkten ayrılır.

Uğursuz olduğuna inanıldı
Emniyet Sandığı'ndan köşkü satın alan aile bu köşkün içinde mutluluğu bulamaz. Beklenmedik ölümler yaşarlar. Geride kalanlar bu durumdan çok tedirgin olur ve köşkü terk edip uzun yıllar bahçede yeni yaptırdıkları binada yaşarlar. Kuzguncuk halkı, ermiş olarak gördüğü Cemil Molla'nın ruhunun köşkün bahçesinde dolaştığına inanır. Cemil Molla'nın köşkü 1950'lerin başından, 1990'ların sonuna kadar boş kalır. Bu dönemde köşke birçok alıcı çıkar ama anlatılan hurafeleri duyanlar kuleli köşkün içini bile gezmeden kaçarlar. Bakımsızlıktan çürümeye başlayan köşkü 2000'lerin başında bir müteahhitlik şirketi satın alır. Söylenti odur ki; köşk bu şirketin sahibi olan aileye de pek yaramaz. Aile yıllarca bu güzelim köşkü bomboş tutar, bir tek gün bile içinde oturamaz, yaşayamaz. En sonunda da aile köşkte oturmaktan tümüyle vazgeçer. Köşk halen bu müteahhitlik şirketi tarafından ofis olarak kullanılıyor. Kuzguncuk halkının gece bahçesine girmekten, yakınından geçmekten çekindiği köşkün hemen arkası mezarlık. Bu mezarlıkta Üryanizade Ailesi'nin büyükleri yatıyorlar ve hala köşklerini uzaklardan seyrediyorlar.


08.01.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.


Haberi Değerlendir :